Atıyye b. Esved el-Hanefî, Abdullah b. Mâhûz ve kardeşleri Osman ve Zübeyr, Amr b. Umeyr el-Anberî, Katarî b. el-Fücâe el-Mâzenî, Ubeyde b. Hilal el-Yeşkurî ile kardeşi Muhriz b. Hilal, Sahr b. Habıb et-Temîmî, Salit, b Mihrak el-Abdî, Abdu Rabbihi'l-Kebir, Abdu Rabbih's-Sağir gibi hârici eminleri Nâfi b. el-Ezrak'la birlikte olup beraberlerinde kendi görüşlerim benimseyen ve yollarını takip eden otuz bin civarında orduları bulunuyordu.
Basra valisi Abdullah b. Haris b. Nevfel en-Nevfelî, ordu komutan, Müslim b. Abis b. Küreyz b. Habib komutasındaki bir orduyu bunlar üzerine gönderdi, fakat Haricîler Müslim'i öldürüp, orduyu mağlup ettiler. Bunun ardından Osman b. Abdullah b. Muammer et-Temîmî komutasındaki orduyu da mağlup eden Haricîler, Harise b. Bedr el-Attâbî komutasındaki daha güçlü olan üçüncü orduyu da mağlup edince, Basra halkı, beldeleri ve canlan konusunda Hâricîler'den büyük bir korku hissetmeye başladılar. Daha sonra Hâricîler'e karşı çıkarılan Mühelleb b. Ebi Sufre komutasındaki ordu, ondokuz yıl süreyle Ezârika ile savaştı ve Haccac zamanında bu savaşı bitirdi. Nâfi b. el-Ezrak, Mühelleb'le savaşa başlamadan önce vefat etti, daha sonra Ezârika Katarî b. el-Fücâe'ye biat ettiler ve onu müminlerin emiri diye isimlendirerek riyasetinde savaşa devam ettiler. Ezarika'nın görüşleri şunlardır.
Bu bid'atı sürdüren Ezârika, daha da ileri giderek Hz. Osman, Talha, Zübeyr, Hz. Aişe, Abdullah b. Abbâs ve onlarla beraber bulunan Müslümanları da tekfir ederek hepsinin cehennemde ebedî olarak kalacaklarını iddia etti.
a. Bu grup Ali'yi tekfir etmiÅŸ "Dünya hayatıyla ilgili söylediklerinden hoÅŸlandığın, kalbindekine Allah'ı ÅŸahit tutan öyleleri vardır ki o hasımların en ÅŸiddetlisidir ayeti onlara göre Ali hakkında nazil olmuÅŸtur. Ali'yi ölÂdürmesi hususunda Abdurrahman b. Mülcem'i (Allah lanet etsin) tasvip ederek "İnsanlardan öylesi vardır ki, canını Allah rızasını kazanmak için feda eder." ayetinin onunla ilgili olarak indiÄŸini iddia ederler. Hatta Hâriciler'in müftüsü, en büyük zahit, ve ÅŸairi olan İmran b. Hıttân, Abdurrahman b. Mulcem'in Hz. Ali'ye vurduÄŸu kılıç darbesini anlatırken, "Ey kendini vermiÅŸ kulun darbesi, o bu darbeyle arşın sahibinin yanında derece kınamak istedi. Ben onu bir gün anacağım, sanıyorum ki o, Allah katında bulun yaratılmışların içinde mizanı iyiliklerle dolu olandır demiÅŸti.
b. Kendileriyle birlikte ayaklanmayan kaadeyi dost edinen ve kaadeyi kafir saymayan, kendilerine hicret ederek katılanları imtihan etmeyen Harici seleflerinden uzak durup yüz çevirmiÅŸleridir. Bunun kendilerine açık, onlara gizli olduÄŸunu söylerler.Kaade kendi dinine muvafık da olsa onÂlarla hiçbir ilgisi bulunmadığını belirterek kendileriyle savaşılabileceÄŸini ortaya koyan ve kendi bulunduÄŸu yere hicret etmeyenlerin kâfir olduÄŸunu belirtti. Bunu yapan ilk kiÅŸi Nâfi'dir.Kaade müşriktir.
c. Muhaliflerin çocuklarını ve beraberinde bulunan kadınları öldürmek,
onlara göre mubahtır. Müşriklerin küçük yaÅŸta ölen çocukları babalarıyla birlikte cehenÂnemde olacaklardır.
d. Zina eden kimsenin, Kur'an'da bahsi geçmediği için recmedilmemesi
gerekir. Namuslu kadınlara zina isnad edenlere kazif haddi uygulanması
gerekli olmasına raÄŸmen, Kur'an'da bulunmaması sebebiyle, namuslu erkekÂ
lere zina isnad edenlere de kazif haddinin uygulanmaması icap eder.
e. Takıyye ne sözde ne de amelde caiz değildir.
g. Nâfi' Allah'ın nübüvvetten sonra kâfir olacağını bildiği bir kimseyi
yahut peygamberlik gelmeden kâfir olan kimseyi, peygamber olarak gönÂ
dermesinin caiz olduğunu ileri sürmektedir. Zira büyük ve küçük günahlar
belirli bir durumda ona göre küfür sayılmaktadır. Böylece
ümmet içinde içinde, peygamberler hakkında, küfür sayılan büyük ve küçük
günahları caiz görenler bulunduğu görülmektedir.
. Ezârika'nın aralarında ittifak ettiÄŸi bir husus, büyük günahlardan biÂrini iÅŸleyen kimsenin kâfir olup, tamamiyle dinin dışına çıkmış olmasıdır. Bu kimse diÄŸer kâfirlerle birlikte cehennemde ebedî kalaçaktır. Bu konuda İblis'in küfrünü örnek gösterek "İblis Allah kendisine Adem'e secde etmesini emrettiÄŸinde imtina etti, baÅŸka bir kebîre iÅŸlemedi, yoksa o Allah'ın vahdaniyetini biliyordu" ÅŸeklinde istidlalde bulunmuÅŸlarÂdır
DoÄŸum yeri ve yılı hakkında bilgi bulunmayan ve fakat Bekr b. Vâil kabilesinin Benu Hanîfe kolundandır. Kur'anı Kerim'i ciddi bir ÅŸekilde öğrenmiÅŸ, fıkıhla ilgilenmiÅŸ, ve Mekke'de bulunduÄŸu sırada arkadaşı Necde b. âmir'le İbn Abbâs'ın derslerine devam etÂmiÅŸ, hatta bazı konulan onu usandıracak derecede sorup öğrenmeye çalışmıştır. Nâfi, saÂdece ilmi planda deÄŸil, siyâsi ve askeri planda da düşüncelerini uygulamaya çalışmış, Ubeydullah'ın Basra valiliÄŸi sırasında Haricîlerle beraber olduÄŸu için bir süre hapsedilmiÅŸ, daha sonra İbn Zübeyr'le görüşmek üzere Mekke'ye gitmiÅŸ, Basra'da çıkan karışıklıklar üzerine geri dönmüş, İbn Zübeyr'in valisinin Basra'ya girmesine karşı koymuÅŸsa da, bunu baÅŸaramamış, sonunda Huzistan ve Ehvâz eyaletlerinin doÄŸusuna çekilmiÅŸtir. Burada kendisini takip eden İbn Zübeyr kuvvetleri karşısında maÄŸlup olup öldürülmüştür, mensuplar, olan Ezârika, kendisinden sonra varlığın, sürdürmüştür. (GeniÅŸ bilgi v yografya için bk. Mustafa ÖZ, "Ezârika", DİA, XII, 45-46.
İslam Mezhepleri Tarihi, (el-milel ve’-nihal), Muhammed Abdulkerim eş-Şehristani, (trc: Dr. Mustafa Öz), Ensar Neşriyat, mayıs-2005
El-Fark beynel’l- Firak, 1948-Mısır, s. 50 vd.
eÅŸ-Åžehristani
Haricilerin Ezarika kolunun son lideridir. Hatib ve şair bir kimse idi. Haccacın ordusu tarafından öldürülmüştür (ilk dönem İslam mezhepleri, El-Eşari, (trc: Mehmet Dalkılıç, Ömer aydın), Kabalcı, Ekim-2005-İstanbul, s. 103
eÅŸ-Åžehristani
El-EÅŸari, s. 103
eÅŸ-Åžehristani
Milel ve Nihal, s.60
eÅŸ-Åžehristani, Milel ve Nihal, s.60
eÅŸ-Åžehristani, Milel ve Nihal, s.61
El-EÅŸari, s. 103, Åžehristani,
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






















