İlyas Uçar - Ebû Rudeyha - Evvâh

Kur'an'da Kadının Örtüsü Meselesi

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfMükemmel 

Kur’an-ı Kerim’in incelemesi, yorumlaması, tefsir edilmesi hususunda incelenen ve günümüzün en çok tartışılan konularından biri de kadının örtüsü meselesidir. Bu yazı da bu konu üzerinde duracağım inşallah...

Kadının  örtünmesi meselesi Kur’an-ı Kerim’de bulunan Ahzab ve Nur surelerindeki ayetlerde vurgulanmaktadır. Şimdi bunları tek tek inceleyelim. İlk başta Ahzab suresi ile başlayalım…

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلَّا أَن

يُؤْذَنَ لَكُمْ إِلَى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِرِينَ إِنَاهُ وَلَكِنْ إِذَا دُعِيتُمْ

فَادْخُلُوا فَإِذَا طَعِمْتُمْ فَانتَشِرُوا وَلَا مُسْتَأْنِسِينَ لِحَدِيثٍ إِنَّ

ذَلِكُمْ كَانَ يُؤْذِي النَّبِيَّ فَيَسْتَحْيِي مِنكُمْ وَاللَّهُ لَا

يَسْتَحْيِي مِنَ الْحَقِّ وَإِذَا سَأَلْتُمُوهُنَّ مَتَاعاً فَاسْأَلُوهُنَّ مِن

وَرَاء حِجَابٍ ذَلِكُمْ أَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّ وَمَا كَانَ

لَكُمْ أَن تُؤْذُوا رَسُولَ اللَّهِ وَلَا أَن تَنكِحُوا أَزْوَاجَهُ

مِن بَعْدِهِ أَبَداً إِنَّ ذَلِكُمْ كَانَ عِندَ اللَّهِ عَظِيماً

 

Ey iman edenler! Peygamberin evlerine vaktine bakmaksızın ve yemeğe izin verilmedikçe girmeyin. Fakat çağırıldığınız vakit girin. Yemeği yediğinizde de hemen dağılın. Sohbet etmek için de izinsiz girmeyin. Çünkü bu haliniz peygambere eziyet veriyor, ama o sizden utanıyor. Fakat Allah gerçeği söylemekten utanmaz. Hem O'nun hanımlarına bir ihtiyaç soracağınız vakit de perde arkasından sorun. Böyle yapmanız hem sizin kalbleriniz ve hem de onların kalbleri için daha temizdir. Hem sizin Resulullah'a eziyet etmeye hakkınız yoktur. Ondan sonra hanımlarını da ebediyyen nikâh edemezsiniz. Çünkü bu Allah katında çok büyük bir günahtır.”

 

Bu ayette geçen ve sorun olarak görülen kısım “hicab” klimesidir. Şayet konuşma evin içinde ise konuşması perde arkasından, evin dışında ise kadının peçeli olarak konuşması kastedilmektedir. Diğer ayet ise:

 

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاء الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ

عَلَيْهِنَّ مِن جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ

اللَّهُ غَفُوراً رَّحِيماً

 

Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.”



 

Ebu Şukka, Abdulhalim; tahriru’l-Mar’e fi Asri’r-Risale, Kuveyt-1990, III. 67.

 

Bu ayette de cilbab ve tanınmaları kelimeleri üzerinde ihtilaflar bulunmaktadır. Cilbab ile kadının baştan aşağıya giydiği giysi kastedilmektedir. Bazen bu başörtüsü ile karıştırılmaktadır ancak Nur suresinde başörtüsü kelimesi açıkça söylenmektedir.

 

Tanınmaları sözüyle de müfessirler hür kadınların cariyelerden ayrı olduğunu anlatmak istemişlerdir. Diğer ayet ise:

 

وَقُل لِّلْمُؤْمِنَاتِ

يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ

زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ

وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ

آبَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاء بُعُولَتِهِنَّ

أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ

أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ

الرِّجَالِ أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاء

وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا

إِلَى اللَّهِ جَمِيعاً أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

 

“Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz

 

Cahiliye döneminde kadınlar başörtülerini arka taraflarına doğru salarlardı, ön taraf açık kaldığı için ayet buralarını kapatmalarını emretmiştir. Ama bu ayette tartışılan kelime “görünen” ifadesidir. Bu konuda 3 faklı görüş bulunmaktadır:

 

1-                     Bunun el ve yüz olduğunu savunanlar

2-                     El ve yüzlerle beraber ellere sürülen kına yüze sürülen allık göze sürülen allık ve bilezik olduğunu savunanlar

3-                     Rüzgar veya herhangi bir dış sebebten dolayı gayri ihtiyari açılan uzuvlar kastedilmektedir.

 

Taberi bütün bu görüşleri verdikten sonra “ en doğru görüş ellerle yüzün kastedilmiş olmasıdır” sonucuna varır.

 

Cessas da aynen tüm görüşleri eserinde verdikten sonra Hanefi alimlerin görüşünü veriyor. “ Ayette kastedilen yüzler ve ellerdir”.

 


 Taberi, Camiu’l-Beyan an Tevili Âyi’l-Kur’an, Beyrut-1998, X. 118-120

 Cessas, Ahkâmu’l-Kur’an, Beyrut-Tarihsiz, III. 315-316

Fahreddin Razi de İslam dinin müsamahakar olduğunu söyleyip yüz ve ellerin avret olmadıını söylemektedir

 

Bu konuda son olarak şunları söylemek istiyorum:

 

İslam dini kesinlikle zorlayıcı ya da zorlaştırıcı bir din değildir. Ayetlerde açık olduğu üzere görünen tabirinden kasıt eller ve yüzdür. Alimlerin delilleriyle açıkladığı konuyu zaten Peygamber Efendimiz (sav)’nin de hadisleri teyit etmektedir. Mesela: “Müsnedi Ebi Davud’da rivayet edildiği üzere Peygamber Efendimiz (sav) Hz. Esma’ya Ya Esma! Kadın buluğa erince ondan görülebilecek olan ancak şudur buyurmuş ve kendi elleriyle mübarek yüzünü işaret etmiştir.” Buradan açıkça nerelerin görünen görünmeyen kısma girdiğini anlayabiliyoruz.

 

Cilbab meselesinde ise şunu düşünüyorum evde giyilen elbise harici dışarı çıkarken giyilen elbisedir. Bu giysi ile hem evdeki halden çıkılır hem de karşısındaki insanlara zarar vermez tahrik etmez.

 

Ayetin farz olup olmaması konusundan ise farklı yorumlara gitmeye hiç gerek yok tamami ile vucub ifade eden bir ayettir kimileri bunu ibaha oacağını söylese de ben ve alimlerimiz buna kesinlikle katılmıyoruz…

 



 Fahreddin Razi, Et-Tefsiru’l-Kebir, Tahran-Tarihsiz

Eburudeyha - 5 Ocak 2006 - İstanbul

Yorumlar (4)add
...
Yazan İlyas Uçar , Aralık 02, 2011
amin inşaallah kardeşim, sağolun
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +0
...
Yazan melek.nihal , Aralık 01, 2011
s.aleykum ilyas hoca.bazı alim diye geçinen fetva verenler kişiler.tesettüre ehemmiyet vermeden konuşanlar ve onları haklı bulan bir cok kişi var etrafımızda örtülü olana adeta dilinle onu yapamadığı noktadada gözlerinle saldırıyorlar tesettür cok güzel ve lazım gelen bir durum ben de acıktım ama rabbim nasip etti kapandım elhamdüllillah.ve o kadar güzel huzur veriyorki insana açıkken dışarda dolanmakla tesettürle dolanmak o kadar farklı iki ayrı kkutupki anlatamam acıkken karşılaştığımız olaylarla kabandıktan sonra karşılaştığımız olaylar arasında dağlar kadar fark var evet mutlak bazı sınavlardan gececeğiz ama bunu askeriyeye düşürmek en akıllıca davranış diye düşünüyorum.rabbım tüm müslüman müminelere tesettüre girmeyi hakkını vererek örtünmeyi nasip etsin.yazılarınız cok güzel rabbim razı olsun sizden bu mevlanın yolunda daim ve kaim etsin inşallah s.selam
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +0
...
Yazan incimercan , Kasım 14, 2009
allah yardımcımız olsun...
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +0
...
Yazan sessiz liman , Mart 26, 2009
Rabbım islam yolunda örtunmeyı nasıp etsın
Kötü kullanımı raporla
eksi oy
artı oy
Oylar: +1
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.

busy