Hamd Alemlerin Rabbine, salât ve selam onun elçisi biricik Efendimiz (s.a.v.) üstüne olsun.
Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla...
Kur’an-ı Kerim’de hemen hemen hepimizin bildiği bir ayet-i kerime yer alıyor. “Mü’minler ancak kardeştirler.” (Hucurat, 49/10) Bu ayet-i kerimede yer alan “kardeşlik” kavramı hakkında söylenebilecek çok söz var muhakkak, ama bugün ben farklı bir noktaya değinmek istiyorum. Ve belki de burada yazdıklarım ile birkaç kişiye de olsa kendisini muhasebe edebilme ve özeleştiri yapabilme noktasında vesile olabilirim diye düşünüyorum.
Malum kış aylarındayız. Hergün haberlerde kışın ne kadar şiddetli geçtiğine dair bilgiler görüyoruz, okuyoruz veya dinliyoruz. Evlerimizde, iş yerlerimizde, dışarıda veya bulunduğumuz yerlerde her türlü tedbiri almaya gayret gösteriyoruz, lâkin gerçekten zaman zaman sıkıntıya düştüğümüz anlar da olmuyor değil. Herşeyin dört dörtlük olmasını isteyen bizler, bazen aşırı nankör ve nimetlere karşı oldukça duyarsız kalabiliyoruz. Sahip olduklarımızı küçük ve yetersiz görüp hep daha fazlasını isteyebiliyoruz. Fazlasını istemek “ayıp mı, günah?” mı diye soranlarınız olabilir. Evet günah değil belki ayıp da değil ama çevremize bakıp oldukça zor durumda olan insanları görüp, vicdansızlık yapmak da hiçbir vicdana sığmaz diye düşünüyorum.
Konuya girerken verdiğim ayet-i kerimeye binaen başka birçok ayet ve Efendimiz’in (s.a.v) birçok hadis-i şerifinde “kardeşlik” İslam dinin temel bir prensiplerinden biri olarak vurgulanmış. Kendinden önce kardeşini tercih etme, büyük bir fazilet olarak bizlere öğretilmiştir. Gerek Rasulullah (s.a.v) gerekse sahabe-i kiram efendilerimizden bu noktada bize örnek olabilecek birçok hâdise aktarılmıştır. Bundan dolayıdır ki, "ben müslümanım" deyip de kardeşlerine karşı duyarsız ve umarsız kalanlar, imanlarını birkez daha tazelemek zorundadırlar bence. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) “Hiçbiriniz kendisi için istediği şeyi kardeşi için de istemedikten sonra olgun bir mümin olamaz“ buyurmuşlardır. (Buhari, İman-7; Müslim, İman-71,72; Tirmizi, Kıyâme-59; Nesâi, İman-19) Yine Rasulullah Efendimiz (s.a.v) “Birbirilerini sevme, birbirlerine merhamet etme ve birbirlerine şefkat gösterme hususunda müminler bir vücudun organları gibidir. Vücut organlarından biri rahatsızlık duysa diğer organlar, uykusuzlukta ve ateşli hastalıkta onun acısını paylaşırlar” diye bize tenbihte bulunmuşlardır. (Buhari, Edep-27; Müslim, Birr-66) Bu hadisler de gösteriyor ki, elimizden gelen her türlü maddi ve manevi desteği kardeşlerimizden esirgememeliyiz.
Özellikle bu soğuk kış günlerinde yaşanan üzücü olaylara ve gördüğümüz acı tablolara karşı kardeşlik duygumuzu harekete geçirmeliyiz. Köprü altlarında, merdiven basamaklarında, yol kenarlarında çaresizce bize bakan gözlere ışık olmak zorundayız. Mesela, bir eldiven, bere, atkı, çorap, ayakkabı alarak, mümkünse bir sıcak çay veya çorba içirerek hatta varsa imkanımız barınak imkanı sunarak onlara yardım etmeliyiz. Hiçbirşey yapamazsak bile hâl-hatır sorarak, sıcak bir muhabbet kurarak veya dua ederek yanlarında olmalıyız. Duyarsız, kayıtsız kalmak, yanlarında görmeden, fark etmeden geçip gitmek onlara olduğu kadar bizlere büyük bir zarar vermektedir. O yüzden lütfen birazcık duyarlı olalım, birazcık empati kuralım. Biz veya sevdiklerimiz onların yerinde olsa neler olurdu diye birazcık düşünelim.
Cümlelerime son verirken herkesi düşünmeye hatta hemen harekete geçmeye davet ediyorum. Mevla, Kur’an ahlakı ile ahlaklanabilmeyi bizlere nasib eylesin.
İlyas Uçar – 19.01.2012
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






















